25 yıldan uzun süredir yazılım geliştiriyorum. Yaptığım çalışmaların bir kısmını burada paylaşıyorum. Tarihleri yaklaşık olarak veriyorum. Geriye dönüp “Hangi tarihti?” diye bakmaya gerek görmedim. Yapılan çalışmaları yazarken bazen “ben” dilini kullandım. Az çok tanıyanlar, “ben” dilini normalde kullanmıyorken burada kullanmamı yadırgayabilirler. Çünkü artık bazı konularda yoruldum, unumu eledim, eleğimi astım. Ömür harcanarak yapılanların benden sonraya, hayırla anacaklar için, hoş bir seda olarak kalmasını istedim.
1998 yılında fizik bölümünde okurken bilgisayar dersi gördük. Bilgisayar dersi derken dersi gördük, bilgisayarın kendisini görmedik. Kâğıt kalemle FORTRAN programlama dilini öğrendik. O dönem fizik bölümünde kalmayı hayal ettiğim için ve FORTRAN o dönemlerde bilimsel araştırmalarda yoğun kullanıldığı için iyi seviye öğrendim. Algoritma mantığı bana oldukça ilginç gelmişti.
1999 yılında çocukluk arkadaşımın aracı olmasıyla oldukça uygun bir ücrete bilgisayar kursuna yazıldım. O dönem bilgisayara dokunabilmenin tek yolu kursa gitmekti. Kursta bilgisayarı açıp kapatabilme, Win95, Word ve Excel gibi temel konuları gördük.
2000 yılı yaz ayında (oldukça sıkıntılı bir süreçle) ilk bilgisayarım oldu. Yüklü borca girerek alana da aldırana da ömür boyu minnettarım, ömür boyu duacıyım. (Hikayesi benimle mezara gider!) [Celeron 500 CPU; 32 MB RAM; 4GB HDD]
2001 yıllarında öncelikle Excel’e sardım. Fizikle ilgili (kendimce yaptığım) araştırmaların hesaplamalarını yapmak için kullandım. Örneğin özel bir elektromanyetik alana giren elektronun yörüngesini fraktal oluşturacak şekilde hesaplatıp görselleştirmiştim. (İlginç ve heyecanlı bir çalışmaydı ama sonrasını getirmedim.)
2002 yılında Atom ve Molekül Fiziği alanında yüksek lisans yaparken atomların tepkime anının modellemesi üzerine çalışıyorduk. FORTAN dili ile verilen alt fonksiyonlara ana fonksiyon kodlayıp sonucunu grafik haline getiriyorduk. Alt fonksiyonun hazır veriliyor olması, bizim sadece üst fonksiyonu yazıyor olmamız çok zevk vermiyordu. (Yüksek lisansı yarıda bıraktım zaten, uzun hikâye.)
2002 yılı sonbaharında “ilk ciddi programımı” yazdım. İnternet kafede saate göre ücret hesabı yapmakta zorlanan, zorlandığı için de beni fazlasıyla yoran bir arkadaş için FORTRAN ile ücret hesaplama programı yazdım. Yaklaşık bir sayfalık kod içeriyordu ama kendimin dışında bir başkasının kullanımı için yazdığım ilk program olduğu için unutamadığım, benim için özel bir yeri olan çalışmaydı.
2003 yılının başlarında bir köy okulunda göreve başladıktan sonra kendi öğrencilerim için Ödevmatik isimli programı geliştirmek amacıyla C++ dilini öğrenmeye karar verdim. Turbo C++ ile ilgili bir kitap aldım ve sürekli çalışarak kodları öğrenmeye çalıştım. (O dönem soracak kimse yok, internet yok, YouTube hiç yok, kaynak sadece kitaplardı.)
2003-2015 yılları arasında kimi zaman yoğun, kimi zaman ara vererek Ödevmatik isimli programı C++ ile geliştirdim ve tamamen ücretsiz bir şekilde kullanıma sundum. Ödevmatik, öğretmenlerin öğrencilerine sınırsız sayıda matematik alıştırması verebileceği bir program. Program, şu an günümüz için sıradan gelse bile o dönem için fazlasıyla yenilikçi ve fazlasıyla ses getiren bir çalışmaydı. PC Net dergisi 2006 yılında “Türkler tarafından yapılmış en iyi 100 programdan biri.” olarak tanıttı. O dönem oldukça popüler olan download sitelerinde aylarca editörün seçimi olarak ana sayfalarına sabitlendi. Yurt dışından programla ilgili yoğun dönüşler oldu, özellikle kendi dillerine ve kendi sistemlerine uyarlanması gibi istekler geldi. Sadece Eğitimhane sunucularından indirilme sayısı 2 milyonu geçince indirilme sayısını takip etmekten vazgeçtim. (Programın uzun ve ilginç bir hikayesi var, fırsat bulursam yazacağım.) Programın Windows üzerinde çalışıyor olması, özellikle Linux/Pardus kullananlar tarafından eksiklik olarak görülüyordu. Bunun üzerine 2016 yılında tüm Ödevmatik’i sıfırdan PHP ile kodlayıp online çalışacak şekilde yayınladım. Şu an hala aktif bir şekilde kullanılmaya devam ediyor.
E-okul öncesi dönemlerde müdür yetkili sınıf öğretmenliği yapanlar çok iyi bilir. O dönemlerde en çok yorulduğumuz konulardan biri çarşaf listeler ve sınıf geçme defteriydi. Öğrencilerin tüm notlarını çarşaf gibi geniş listelere tek tek elle yazardık ve çift nüsha halinde hazırlardık. Sonrasında sınıf geçme defteri hazırlardık ki, bu defterler tapu evrağı gibi önemliydi. Tek bir hata olsa tüm sayfa çöpe atılır, tekrar hazırlanırdı. Bu işlemleri otomatik yapan bir Excel çalışması hazırladım ve internette ücretsiz bir şekilde yayınladım. Binlerce okul bu programı kullandı. O kadar beğenildi ki, o dönemde ücret verip başka program alanlar bile ödedikleri ücreti bir kenara bırakıp benim geliştirdiğim bu programı kullandılar. Neden bu kadar çok beğenilip kullanıldığını çok iyi biliyorum ve bu durum, aslında genç programcıların kulağına küpe olmalı. Benden önce hazırlayanların en büyük hatası, yaptıkları programların çok karmaşık olmasıydı. O kadar karmaşık yaparlardı ki kullanabilmek için en az onlar kadar bilgisayarı bilmek gerekiyordu. Benim yaptığım çalışma ise ön yüzü basit ama arka planı oldukça iyi tasarlanmıştı. Okul müdürleri sadece hücreleri dolduruyorlardı ve tamamen sezgisel kullanabiliyorlardı. (2006-2008 yılları.)
OkulVT (Okul Veritabanı) Programı: Bugün olsa, asla yapmaya cesaret edemeyeceğim ama yıllar önce gençliğin de verdiği deli cesaretiyle tek başıma yapmaya başladığım bu program, normalde 3-4 kişilik bir ekibin, bir firma çatısı altında, ancak aylarca uğraşıp yapabileceği; sonra da satıp ihya olabilecekleri çok kapsamlı bir programdı. Tamamlanması, eklentileri ile birlikte aylarca sürdü. O dönemlerde, benzer programlar yapılıp oldukça yüksek fiyata okullara satılır, hatta satıştan sonra yıllık kullanım bedeli adı altında ayrıca ücret alınırdı. Tüm bunlara bakarak okulların böyle bir programa ciddi ihtiyacı olduğunu düşünüp, daha önce yaptığım sınıf geçme programından da cesaret alarak, OkulVT programını kodlamaya başladım. Programı, tamamen C++ ile sıfırdan kodladım. Veritabanı dahil tüm alt yapıyı kendim oluşturdum. O dönemlerde kodlama için yardım alınabilecek veya takıldığında araştırılabilecek kaynak da yoktu. Öğrenci belgesi, öğrenci nakil belgesi, not çizelgeleri, çarşaf listeler, sınıf geçme defteri, demirbaş defteri, ara karne basımı, ek ders çizelgesi, hatta diploma defteri dahil programın içeriğinde vardı. Normalde diploma defteri, yazılım firmaları tarafından ekstradan satılan bir üründü. Diploma defterini, büyük bir okulda çalışan müdür arkadaşımın ricası üzerine gece 12’de bilgisayar başına oturup, hiç uyumadan, sabah 7-8’e kadar kodlayıp tamamlamıştım. Hey gidi günler hey! Tabi ki, yine tüm programı ücretsiz olarak öğretmenlerin kullanımına sundum. (Sonraki yıl, e-okul geliştirilince programa ihtiyaç kalmadı ve sadece hatırası kaldı.)
Ömrüm boyunca ortaya koyabildiğim belki de en büyük eser, Eğitimhane’dir (2006). Tamamen saf ve iyi niyetle, büyük hayallerle, büyük emeklerle kuruldu. Ömürden ömür harcandı. Milyonlara ulaştı. Ülkemizin en büyük eğitim sitesi oldu. On milyondan fazla içerik üretildi, fikirler paylaşıldı, emekler ortaya döküldü. Birkaç cümle ile Eğitimhane’yi anlatmaya çalışsam hem yavan kalır hem de emeğe haksızlık olur. Öyle emekler, öyle hatıralar barındırıyor ki… Ülkemiz eğitim tarihinde adı geçmesi, araştırmacılar tarafından bilimsel çalışma ile katkılarının analiz edilmesi ve hak ettiği yere konulması gereken, aynı zamanda ülkemiz öğretmenlerinin alın teri, göz nuru olan Eğitimhane’yi başkaları anlatmalı, şahsım değil.
Eğitimhane içinde kullanılagelen dosya ve forum haricinde öğretmenlerin birçok farklı ihtiyaçlarını karşılayacak onlarca ek modüller yaptım. Bunlardan birkaçını buraya eklemek istiyorum:
Günümüzde öğretmenler, WhatsApp, Telegram gibi uygulamalar ile grup kurup, bu gruplarda haberleşebiliyorlar. O dönemlerde bırakalım bu uygulamaları, akıllı telefonlar bile yoktu. Ben de öğretmenlerin daha özel bir alanda haberleşebilmeleri için yerel forum ve gruplar adıyla iki farklı modül geliştirdim. Aynı il, ilçede görev yapanlar öğretmenler burada haberleşebiliyorlardı. Örneğin, kendi bulunduğum ilçedeki grupta kar tatili günleri, resmi yazılar ve çoğunlukla da müfettişlerin nerede dolaştıklarını buradan paylaşıyorduk.
Atama Rehberi Modülü: İl içi, il dışı ve özür grubundan tayin isteyen öğretmenlerin kendi aralarında puanlarını görebilecekleri bir modüldü. Yayınlandığında öğretmenler arasında bomba etkisi yapmıştı. Çok güzel sonuçları oldu ama paratoner gibi “arızalıları” başıma topladı ne yazık ki. (Bu da uzun hikâye!) Sistemin güvenilirliği, kişilerin güvenilirliğiydi.
Soru-Cevap Modülü: Öğretmenlerin gerek eğitim gerekse idari işlerle ilgili soru sorduğu veya sorulan sorulara cevap yazdığı bir modül. En doğru ve bilgilendirici cevaplar, puanlanarak üste taşınıyor. Bu şekilde doğru cevaba ulaşmak daha kolay oluyor.
Neler yaptığıma dair son bir örnekle modülleri daha fazla uzatmayayım: İller arası yer değiştirme ile tayini çıkan öğretmenlerin ortak araç/kamyon ayarlayabilmeleri için bile modül yazdım ve birçok öğretmen bu modülü kullandı. Artık daha ötesini yazmayıp burada bırakıyorum.
2000’li yılların başında kitaplar gerçekten pahalıydı ve ihtiyacı olan birçok köy okulu vardı. Bazen köy okullarına kitap yardımı yapanlar olurdu ama şova çevrilmesi beni rahatsız ederdi. Ben de 2008 yılında “Köy okullarına 100 bin kitap” adında bir kampanya başlattım. Talebi olan köy okulları listeye kayıt olurdu, yardım etmek isteyenler de doğrudan kayıtlı okullara kitapları gönderirdi. Bazen de yayınevleri ile reklam anlaşması yapardık. Reklam karşılığı para istemezdim, bunun yerine “Şu okula şu kadar kitap göndereceksiniz.” derdim. Bu şekilde gönderilen kitap sayısının 60-70 binden fazla olduğunu düşünüyorum. Ki bu kitapların en az 30-40 bini bizzat elimden geçti. Hatta eşimle birlikte evin balkonunda oturup bize gelen kitapları gruplayıp, paketleyerek kargoya verdiğimizi hatırlıyorum. Bu sayede, özellikle çoğu imkândan yoksun köy okullarına binlerce kitap ulaştırılmış oldu. Sonrasında, sadece kitap değil, okulların genel tüm ihtiyaçlarını karşılama amaçlı okul yardım modülünü geliştirince bu uygulamaya ihtiyaç kalmadı.
Kitap kampanyası ile ilgili küçük bir anımı anlatmak istiyorum: Bir köy okulunda çalışıyordum ve bir firma bana topladığı bir kamyon dolusu kitabı gönderecekti. Ben de kendi çalıştığım okulu adres olarak gösterdim. Kitaplar okula geldikten sonra başka okullara kargo ile dağıtacaktım. Firma dediği gibi bir kamyonun kasasını kitapla doldurup gönderdi. Değer verdiğim bir öğretmen dostumun kitaplardan haberi olmuş. Hemen gelip bana sordu. Bizim ilçede bir kütüphane kurulacakmış. “Kitapları kütüphaneye verir misin?” dedi. Ben de kitaplar çoğunlukla ansiklopedi olduğu için, kütüphaneye daha uygun olacağını düşünüp, tabi ki, dedim. Birkaç gün sonra ilçe milli eğitimin resmi plakalı minibüsü geldi. O kadar kitabı, üç personel zar zor yükleyip götürebildi. Sonra, aradan bir yıl geçti ve öğretmen dostum bana ilginç bir durumdan bahsetti: Bu arkadaşım, ilçe milli eğitime gidiyor ve diyor ki “Falanca okulda şöyle bir öğretmen var. Sessiz sedasız çalışıyor, şunları şunları yapıyor. Kütüphaneye de büyük destek oldu. Ona bir ödül verin.” diye benden bahsediyor. Milli eğitim müdürlüğü, artık her nasılsa ikna oluyor ve hem benim hem de o yıl 23 Nisan törenlerinde sunuculuk yapıp şiir okuyan bir öğretmenin adını İl MEM’e gönderiyor. Tabi bu olaylardan benim haberim yok. İl MEM değerlendirme yapıyor ve benim adımı çizip, şiir okuyan öğretmene maaşla ödüllendirme veriyor. Öğretmen dostum bunları önceden söylemiyor ki, ödül verilince bana sürpriz olsun. Sonrasında ödül, şiir okuyan öğretmene verilince bunları mahcubiyet içinde gelip bana anlattı. İşin açıkçası, hiçbir çalışmamda birilerinden takdir, alkış veya ödül alma gibi bir beklentim olmadı. Eğer ödül verilseydi, verilen ödül beni daha değerli kılmazdı ama eğer verilseydi ödülü verenleri daha kıymetli hale getirirdi.
Okul yardım modülü: Kitap yardım kampanyası oldukça iyi gitmişti ama köy okullarının tek ihtiyaç duyduğu kitap değildi elbette. Bu yüzden, daha gelişmiş bir modül yaptım. Okullar tüm ihtiyaçlarını buraya giriyorlar, yardımseverler de imkanları ölçüsünde bu okullara yardım ediyorlardı. Kayıt edilmiş veya edilmemiş birçok yardım yapıldı ki, yapılan yardımlar şu anın değeri ile 10 milyon lirayı fazlasıyla geçmiştir. (Millî Eğitim Bakanlığı sanırım 2019 yılında okul yardım modülünün bir benzeri olan hayırsever modülünü yaptı. Yaptı ama yaptığına bin pişman edildi. “Devlet dilencilik yapıyor!” denilince, yaptıkları çalışma 24 saat geçmeden kapandı. Herkes kendi işini yapmalı. Yapılabilecek şeyler var, yapılamayacak şeyler var. Bazı şeyler, resmi olarak yapılamaz belki ama hiç olmazsa yapılıyor olanlar, dolaylı şekilde desteklenebilirdi.)
ELBİS Modülü: Yaptığım ilk, tek ve muhtemelen son “resmi” çalışmaydı. Bulunduğum ilde, İl MEM Ar-Ge biriminde 2 yıl kadar çalıştım. O dönem müdürlük için bir çalışma yapacağım dedim. Anlattıklarıma kimse bir anlam veremedi, “Yap da bir bakalım.” dendi. Geliştirmeyi planladığım bu sistemin temel amacı, müdürlüğün okullardan her türlü veriyi kısa sürede, hızlıca toplayabilmesine dayalı idi. Çünkü, normal işleyişte milli eğitim müdürlükleri tarafından resmi yazı ile okullardan bilgiler istenir. Okullar da resmi yazı ile bu bilgileri gönderirler. Tüm okullardan gelen bilgilerin toplanması oldukça uzun ve eziyetli bir iştir. Örneğin “Seminere katılacak öğretmen listesi” gibi bir bilgi istendiğinde bu bilgilerin okullardan gelmesi, toplanması günler alabilecekken geliştirdiğim sistemde bu bilgiler dakikalar içinde toplanıp ilgili birime hızlıca iletilebiliyordu. Sistemin mantığı şu şekildeydi: İlk olarak her okula ait özel bir hesap oluşturmuştum. Müdürlük tarafından “okuldaki bilgisayar sayısı, diyabetik öğrenci listesi veya Covid-19 geçirmiş öğretmen listesi” gibi herhangi bir bilgi istendiği zaman en fazla 30 dakika içinde istenen bilgilere ait modülü geliştirirdim. Sonra, modül okullara duyurulurdu, okullar da anında bilgiyi sisteme girerdi. Yine geliştirdiğim sistem içindeki admin paneli ile müdürlüğe gelen bu verileri toplu olarak liste halinde alırdık. Belki bir haftada ancak toplanabilecek bilgileri çok kısa sürede tüm okullardan toplayabiliyorduk. Bu modül, özellikle 2020 Elâzığ-Malatya depreminde çok işe yaramıştı. Okullarda barınan depremzedeler vardı. Onlara verilecek yemeklerin kaydı bile bu modül ile toplanıp Kızılay’a bildirilmişti.
Öğrencilerin soru çözebileceği, öğretmenlerin de öğrencilerine ödev verebilecekleri bir platformun hayalini uzun zamandır kuruyordum. Yapmayı çok istiyordum ama o dönemlerde ilgilenmem gereken çok fazla proje vardı ve yetişemiyordum. Bunun üzerine ilk defa bir çalışmayı yazılım firmasına yaptırayım dedim. Firmaya gidip ne istediğimi söyledim, onlar da tabi ki yaparız dediler. Yapılmasını istediğim iki farklı proje vardı, ikisinin de yarı ücretini önceden ödedim. Ödediğim toplam miktar oldukça yüksekti. Firma, bir elemanını bana yönlendirdi. Öğrenciymiş ama 3. üniversitesini okuyormuş. Ayrıntılı bir şekilde ne istediğimi anlattım. Bir ay içinde yapılacaktı ama uzun zaman geçmesine rağmen ses seda çıkmadı. Niye bu kadar geciktiğini ısrarla sorduğumda bana güya o zamana kadar yapmış olduklarını gösterdi. İnternetten basit bir script indirmiş, bunun da arka planına balon tutan çocuk, gökkuşağı gibi çocuksu görseller eklemiş ve bunları bana projeyi yaptım diye yutturmaya çalıştı. “Gösterilenin benim projemle yakından uzaktan alakası yok, bunları kendin bile yapmamışsın.” deyip biraz sıkıştırınca en sonunda gerçeği itiraf etti. Eleman diyor ki: “Yazılım firmasının sahibi sizi kandırdı, sizden çok fazla para istedi, bana verdiği ise sizden istediğinin çok azı.” “Eee, sonra!” dedim. Bunun üzerine beni bulunduğum ildeki bir teknokente götürdü. Orada İstanbul, Ankara gibi köklü üniversitelerden mezun olan 5-6 kişilik “gizli bir ekip” ile tanıştırdı. Onlarla en az iki saat “muhabbet” ettik. Ben elemana projeyle ilgili daha önce ne anlattıysam, eleman tüm anlattıklarımı bu gizli ekibine anlatıyormuş. Dediklerimi TÜBİTAK-KOSGEP destekli kendi basit projelerine ekleyip, geliştirerek hibe alacak seviyeye getirmişler. Bana yapmadıkları övgü kalmadı. Ya hocam siz neymişsiniz, biz şu üniversitelerde okuduk ama anlattıklarınızı hiç düşünememiştik benzeri methiyeler dizdiler. Çaylarını içtim, kendi projemin nasıl (ç)alındığını dinledim, eyvallah edip evime geri döndüm. Verdiğim para da gitti, fikirlerim de... İlk defa kendi projemi başkasına yaptırmaya çalışmıştım; karşılığında ise oldukça pahalı(!) bir ders almış oldum.
Öğrenci Portalı: Sonraki süreçte yavaş da olsa kendim yapayım dedim. Yurt dışından sadece soru ekleme ve test cevaplama kısımları olan bir script edindim. Bunu çatı olarak kullandım. Günde 3-4 saatlik uyku ile yaklaşık 3 ayda öğrenci portalını tamamladım. Öğrenci portalında öğrenciler isterlerse kendileri bağımsız, isterlerse öğretmenlerin verdiği ödeve göre ders çalışabiliyorlardı. Yüzbinlerce öğrenci, on binlerce öğretmen ücretsiz, reklamsız bu sistemi kullandı. (2016)
Matematik Portalı: Öğrenci portalında test cevaplama kısmında hazır scripti çatı olarak kullanmam ayağıma dolandı. Bunun üzerine öğrenci portalından bağımsız yeni bir sistem geliştirmeye karar verdim. Her satırını sıfırdan kendim kodladım. Bu portalda sadece matematik ödevleri verilebiliyordu. Yayınlanınca yine yüzbinlerce öğrenci tarafından kullanıldı. (2019)
Korona döneminin ilk aylarında, hem öğrenci portalı hem de matematik portalı o kadar çok kullanıldı ki, oldukça yüksek maliyetli, 48 çekirdekli özel bir sunucu kiralamak zorunda kaldım. Bu konudaki en büyük hatam, bu iki modülün üyelik girişlerinin ayrı olmasıydı. Ne yazık ki o dönem birleştirmeye yoğunlaşamadım. Ben de her zaman yaptığım gibi yeni bir sistem kodlamaya karar verdim.
Ders Portalı: 2021 yılında, yine, tamamen sıfırdan ve tamamen özgün bir sistem geliştirdim. Bu sistemde öğretmenler öğrencilere test, matematik ve İngilizce kelime ezberleme gibi çeşitli ödevler verebiliyorlardı. Yine bu sistemi yüzbinlerce öğrenci kullandı ve hala kullanmaya devam ediyor. Bu çalışmayı, hayata geçirmiş olduğum projeler içindeki ustalık eserim olarak görüyorum. Dışarıdan bakılınca anlaşılmayabilir ama bu portalın oldukça özel bir alt yapısı var. Tamamen modüler olarak geliştirdim. Yani zamanla yeni yeni öğretim modüllerini ekleyebilirim. (Gerçi yorulduğum için çok fazla ekleme yapamıyorum artık.) Diğer özel tarafı ise şu: Normalde bir yazılımcı bir uygulama geliştirir ve test eder. Çalışıyorsa tamamdır. Yalnız bu uygulamayı kullanan sayısı artarsa sistem takılmaya başlar. Yazılımcıya göre ne kadar ziyaretçi varsa o kadar sunucuya gereksinim duyulacaktır. Yani kullanıcı sayısı 2 katına çıkarsa sunucu gereksiniminin de 2 katına çıkacağı düşünülür. Ama asla böyle olmaz. Eğer bu durum öngörülerek kodlanmamışsa kullanıcı sayısının 2 katına çıkması durumunda sunucu gereksinimi çoğunlukla 3-4 katı gibi üstel artacaktır. Ders portalının en büyük özelliklerinden biri de işte bu. Olmaz ama eğer bir gün milyonlarca öğrenci sistemde girmek isterse alt yapı uygun şekilde geliştirildiği için basitçe sunucu eklenerek ve oldukça düşük maliyet ile sistem tıkır tıkır çalışacaktır.
Ders portalını yaptıktan bir yıl sonra MEB, öğretmen öğrenci destek sistemi adıyla ods.eba.gov.tr adresinde bir sistem yayınladı. Oldukça alkışlandı, başarı olarak gösterildi, reklamı yapıldı, öğretmen ve öğrencilerin kullanması istendi. Sisteme ilk girdiğimde çok tuhaf bir şekilde yapılanın, önceki yıl geliştirdiğim ders portalı ile birebir aynı olduğunu gördüm. ODS’yi geliştiren ekip, kesinlikle kendi geliştirdiğim ders portalından ilham almıştı. Bunu tarafsız backend yazılımcılarının hakemliğine sunalım, eminim onlar da aynısını söyleyeceklerdir. Basit bir ispat sunayım: Ben çoğunlukla PHP-MYSQL gibi backend alanında uzmanlaştım. JQuery gibi JS kütüphanelerine yoğunlaşamadım. Ders portalında test ödevi verilince soruların sıralanması için PHP kullanarak çözüm ürettim ve soruların üstüne yukarı-aşağı şeklinde iki ok işareti yerleştirdim. Öğretmenler eğer isterse bu oklara tıklayıp tek tek soruların yerini değiştirebiliyorlardı. Bu çözüm normalde ekiple yapılan bir çalışma için amatör yöntemdir ama benim gibi tek çalışanlar için pratik bir çözümdür. ODS ilk yayınlandığı zaman soru sıralama özelliği bile birebir ders portalındaki gibiydi. Benim yaptığım gibi soruların üstüne iki ok işareti bırakmışlardı ve tıklaya tıklaya sorular sıralanıyordu. Sonraki aylarda ise bunu değiştirdiler ve JS kütüphaneleri ile taşınabilir hale getirdiler. Diğer ortak özellikleri saymıyorum. Bakıp benzerini yapmaya çalışmak yerine, sorulsaydı çok daha ötesini seve seve paylaşırdım.
Bu sayfada sadece yazılım alanında yaptığım çalışmaları yazdım. Bunun da sadece bir kısmını ve anlatılabilecek olanları... Elbette daha fazlası var ama kimini yeri geldiğinde anlatacağım kimini ise hatırlayamayana kadar kendimde saklayacağım.
Buraya kadar yazdıklarımın yüzde birini bir başkası yapmış olsaydı hem servetine servet katardı hem de masaya çıkıp zıplaya zıplaya anlatırdı. Ben ise bugüne kadar anlatma gereği görmedim. Görev yaptığım farklı okullarda bile öğretmenler yıllar sonra, rastlantı sonucu öğrendiler bazı şeyleri. İlk defa toplu olarak burada anlatıyorum. Çünkü, artık emekli moduna girip tadında bırakmaya çalışıyorum.
Dikkat ederseniz 2018-2020 yıllarından sonra çok fazla aktif çalışma içine girmedim. Elbette haklı sebeplerim var ve bazı kırılma noktalarım oldu. Yaklaşık 2017 yılına kadar ne hayal kurduysam, kurduğum hayali gerçekleştirmeye çalıştım ve çoğunlukla da başarılı oldum. Sonrasında hayallerimin büyüklüğü, bireysel gücümü aşınca destek aramaya başladım. En büyük hatam da burada oldu zaten. Yıllarca yaptıklarıma destek olmayan, hatta açığımı arayan kafa yapısından medet ummak en büyük yanlışım oldu. Umarım bir gün, tüm bu derslerden, pişmanlıklardan ve tabi ki emeklerden kocaman bir “iyi ki” doğar…
Eğer okumaktan sıkılmadıysanız yaşadığım en büyük kırılma için buradan devam edebilirsiniz: